Kitap İncelemeleri

Osman Karatay Kitapları

Prof. Osman Karatay, Ege Üniversitesi öğretim üyesi. 1995 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun oldu. Yüksek lisansını 2002 ve doktorasını 2006 yılında Gazi Üniversitesi’nden aldı. 2006’de yrd. doçent ve 2010’da doçent oldu. Türkiye’nin ilk düşünce kuruluşu ASAM’ın yöneticilerinden olup, daha sonra ‘Türkler’ projesi gibi büyük tarih çalışmalarını yönetti ve Karadeniz Araştırmaları dergisini kurdu. Türkiye’nin en çok dil bilen ve en fazla ürün veren tarihçisi olan Karatay, çalışmalarını özellikle Balkanlar ve Doğu Avrupa Türk tarihi üzerinde yoğunlaştırmaktadır. Osman Karatay’ın akıcı anlatımı ve yılların birikimi ile buluşacağınız, Türk tarihi ve Türk etki alanı ile ilgili okumanız gereken eserler listesi…

Türklerin Kökeni

Geleneksel bilim düşüncesini sorgulayarak, yorumları değil kaynakların kendini okuyarak ve bütün dünyanın aksine batıdan doğuya doğru bakarak yepyeni sonuçlara ulaştı.

· Türk anayurdunun bugünkü Başkırdistan çevresinde olduğunu gösterdi.
· Çok söylenen ama çerçevesi kurulamayan Sümer bağlantısını bu bölge üzerinden kurdu.
· Ergenekon hadisesinin tarihlemesini ilk kez o yaptı.
· Karadeniz kuzeyindeki Türklüğün eskiliğini yine ondan okuduk.
· Oğuz Han’ın doğuda yaşamış bir Hun değil, batıda yaşamış bir Saka kağanı olduğunu gösterdi.
· Macarca ve Moğolcanın Türkçeyle ilgisi konusunda hakim görüşlerin zayıflığını ortaya koydu ve Avrasya’nın eski çağlarıyla ilgili başka yanlışları ifşa etti.
· Eski Türklerin tipiyle ilgili tespitleri ise bütün bildiklerimizi alt üst ediyor.

Bu kitap, yazarın daha önce Hırvat Ulusunun Oluşumu (2000), İran ile Turan (2003) ve Bey ile Büyücü (2006) adlı kitaplarında dile getirilen ayrıntıların son beş yılda ulaşılan yeni sonuçlarla harmanlanmasından oluşuyor ama önceki kitaplar kesinlikle tekrar edilmiyor. Yeni araştırmalar eski kitaplardaki sonuçları doğruladıkça, hepsinin tek bir eserde toplanması gerekmiştir. Türklerin Kökeni engin bir birikimin ve gece gündüz süren çalışmaların ürünüdür.

İran ile Turan – Eskiçağ’da Avrasya ve Ortadoğu’yu Hayal Etmek

Doç. Dr. Osman Karatay eski sorulara yeni cevaplar vermekle kalmıyor. Onun bilim dünyasındaki ayırıcı özelliği eski cevaplara yeni sorular sormasıdır. Nakletmesi değil, süzerek almasıdır. Böylece bazı durumlarda bilim diye bildiğimiz şeyin ardındaki siyaset ortaya çıkıyor. Ama bu kitapta yine de siyasetle uğraşmıyor. Yeni sorular ve yeni cevaplar onu yeterince meşgul ediyor.

Bu küresel köyde Türklerin akrabaları ve ilk Türk yurtlarının keşfi yazarın esas derdi. Bu konuda bildiklerimizin yalan olduğuna inanıyor. Kendi arayışlarında ise bazen Irak’ın kuzeyinde Türklerin atalarını buluyor, bazen Oğuz Han’ın varlığını sorguluyor. Bazen İranlıların efsanevî hükümdarı Feridun’un neden bir Türk hükümdarına benzediğini düşünerek bu hükümdarın Türklerden çalındığı sonucuna varıyor.

Son yıllarda eski dönem tarihçiliğinin en kaydadeğer eserlerini veren Karatay, Hırvat Ulusunun Oluşumu (2000) adlı çalışmasında ilk İran-Turan sorgulamalarına girdi. Ardından 2003 yılında ilk baskısıyla işbu kitap ortaya çıktı. Aynı yolda iğneyle kuyu kazmayı sürdürünce de, Bey ile Büyücü (2006) doğdu. Nihayet toplu sonuçlarını Türklerin Kökeni (2011) adlı kitabında yayınladı ama bu kitaptaki İran-Turan tartışmalarını oraya taşımadı. İran ile Turan yazarın inanmadığı cevaplar ve inandığı gerçeklerin mücadelesinin bir ürünüdür.

İlk Oğuzlar – Köken, Türeyiş ve Erken Tarihleri Üzerine Çalışmalar

Oğuzlar, tarihin bize uzak olmayan bir anında ortaya çıktılar. Torunlarının son bin yılın tarihini yazacaklarını bilmiyorlardı elbette. Ne var ki, bu önemli topluluğun erken dönemleriyle ilgili araştırmalar yok denecek kadar azdır ve olanlar da siyasî tarih ağırlıklı çalışmalardır. Selçuklular, Osmanlılar, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Safeviler ve Kacarlar gibi imparatorluk sahibi pek çok hanedan çıkartan ve belki kırk tane devlet kuran, ama hepsinden önemlisi dünyanın tam ortasına bin yıl boyunca hâkim olan Oğuzların nasıl ortaya çıktığı ise hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Çok eski tarihlerde değil, Ortaçağ’ın ilerleyen asırlarında gerçekleşen Oğuz etnogenezi, üzerinde çok düşünmeyi ve ayrıntılı çalışmayı hak etmektedir. Etnik oluşum araştırmalarının ülkemizdeki en önemli ismi olan Prof. Dr. Osman Karatay, bu eserinde Oğuzluğun ortaya çıktığı zaman, mekân ve ortam ile etnik bileşenleri konusunda yeni bazı savlar sunmaktadır. Daha önceki “Hırvat Ulusunun Oluşumu”, “İran ile Turan”, “Bey ile Büyücü”, “Türklerin Kökeni” ve “Hazarlar: Yahudi Türkler, Türk Yahudiler ve Ötekiler” adlı kitapları büyük ilgi gören Karatay, bu kitabında Oğuz-Hazar ilişkilerini de çok ayrıntılı bir şekilde açıklıyor ve dolayısıyla Selçuklu köklerine dair yeni fikirler öneriyor.

Bey İle Büyücü / Avrasya’da Tanrı, Hükümdar, Devlet ve İktisat

Eski Ortadoğu’nun halklarından Medlerin rahipler sınıfına, büyük adam anlamında Mag deniyordu. Maglarla başları belada olan Yahudiler, kötü kavimlere onların isimini verdiler: Gog ve Magog (Ye’cuc ve Me’cuc). Macarlar Mag eri, Moğollar ise Mog oğul olarak adlanıyordu. Ataları Ortadoğu’da yaşayan Türkler, bu kelimeyi bağ olarak korudular. Din adamlarına bakçı, yöneticilerine bag-beg, zenginlerine ise baş dediler. İranlılar, Hintliler ve Slavlar bu kelimeyi hem Tanrı, hem de zengin anlamında kullandılar. Türk din adamı daha sonra bağıcı-büyücü haline geldi. Yunanlılar da Medlerden duydukları Mag kelimesini büyücü olarak ifade ediyorlardı ve büg dediler. İngilizlerin ataları (Saksonlar) bunu big diye aldılar. Türklerin büyüsü (bögü) İskoçya’da bug (hayalet) haline geldi. Acaba insanlar eskiden tek bir dilde mi konuşuyorlardı? Ya da, sahi Türklerin aslı nedir, nerededir?

Doğu Avrupa Türk Tarihi

Anadolu 1000 yıldır Türk yurdu ama şimdiki Ukrayna’da Türk varlığı 24 asra yaklaşıyor. Doğu Avrupa’daki tarihimiz Türk tarihçiliğinde en fazla ihmal edilen sahayı oluşturmaktadır. Bu konuyu çalışmanın zorlukları ve yeterli tarihçinin bulunmaması bunun sebepleri arasındadır. Ancak son yıllarda ülkemizde durum değişmiş, bölge tarihinin değişik konularında uzmanlaşan önemli akademisyenler yetişmiştir. Bu eser tamamı alanının en önemli uzmanı olan tarihçilerimizin katkılarıyla meydana gelmiş olup, İskit ve Sarmat çağından başlayarak, Hunlar, Bulgarlar, Oğurlar, Avarlar, Hazarlar, Macarlar, Peçenekler, Oğuzlar, Kumanlar, Tatarlar ve Nogaylar gibi toplulukların tarihlerini içermektedir. Uzman tarihçilerin işbirliğiyle oluşan bu eserin bu yönüyle bütün dünyada bir ilk olduğunu belirtmeliyiz.

Bosna-Hersek Barış Süreci

Zorlu ve kanlı bir savaşın ardından 1995 sonunda barışa kavuşan ve şu an üzerinde geleceğin toplum düzeninin ve yönetim sisteminin deneylerinin yapıldığı Bosna, yüklü bir stratejik anlam ve önemin yanında, bu tasarıların gerçekleşmesinde pek çok kolaylık ve zorluğu bir arada barındıran bir muammalar yumağıdır. Bu açıdan dünyanın gündeminden düşmeyeceğe benziyor. Basının gündemi geçici olarak buradan daha sıcak yerlere kayabilir ama toplum bilimin her dalı için Bosna şu an gözlemlenmesi ve üzerinde çalışılması gereken en önemli noktadır. Bu kitap, savaşın bitip uluslararası himayede bir barış sürecinin başladığı 1995-98 arasındaki gelişmeleri bir öykü edasıyla ele alıyor ve bir bakıma da aynı günlerde Bosna’da bulunan yazarın hatıratı niteliğinde.

Hazarlar – Yahudi Türkler – Türk Yahudiler ve Ötekiler

Hazarlar Göktürklerin devamı. Dünyanın ortasında uzun ömürlü bir devlet kurdular (630-966). Musevi inancını benimsediler ama her dinden insanın barış içinde ve kendi dini hukukuna tabi olarak bir arada yaşadığı bir yapı oluşturdular. Bu yüzden, tarihteki en ilgi çekici Türk devletlerinden biri Hazar’dır.

Bu konunun ülkemizdeki en önemli uzmanı olan Doç. Dr. Osman Karatay, yıllardır makale ve bildirile-rine taşıdığı birikimini, bu kitapla toplu halde okuyucu-ya sunuyor. Bir taraftan tamamına sahip olduğu eski kaynakları, bir taraftan da çeşitli dillerdeki en yeni araştırmaları birlikte düşünerek yeni bir bakışla ortaya çıkıyor. Bilimsellikten taviz vermiyor ama sıkıcı bir dil de kullanmıyor. Göktürk devletinin çöküş günleri ve Hazar devleti-nin yükselişi, İranlılar, Bizanslılar ve Bulgarlarla sa-vaşlar, ardından Araplarla uzun bir mücadeleye giriş, sancılı bir süreçte Museviliğe geçişleri, Müslümanlarla barışmaları ve ülkede İslam’ın yayılmaya başlaması, Rusların ve Macarların yükselmesi, Hazar ülkesinin küresel ticarette merkez haline gelmesi ve İbn Hal-dun’u haklı çıkartan bir yıkılış bu kitabın konularını teşkil ediyor. Hazar tarihi zevkle okunacak bir kitap.

Hırvat Ulusunun Oluşumu – Balkan Kimliğinde Türk Damgası

Dünya Türk değil ama Türkler dünyanın her yerinde. Dünya tarihi aslında Türk tarihi gibi; Türk varlığını tarihte çıkartınca geriye pek bir şey kalmıyor. Özellikle Balkanlarda tarihi başka türlü düşünmek mümkün değil. Hırvat Ulusunun Oluşumu artık klasik bir eser. İlk yayınlandığı anda (2000) genç yazarına uluslararası bir şöhret getirdi. Küçük bir Balkan ulusunun etnik kökenlerini incelemekle kalmıyor; Avrasya tarihinin önemli bazı gizemlerini ortaya koyuyor ve eski Türk tarihini anlamakta yepyeni ufuklar açıyor. Doğu Avrupa tarihçiliğinin ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden olan Doç. Dr. Osman Karatay, bu eserle birlikte tarihimizi yeni mecralara taşıdı ve yapılacak daha çok işin olduğunu gösterdi. Küçük bir Türk topluluğunun kalabalık bir Slav kitlesinin başına geçerek ve onları devlet düzeninde örgütleyerek üç büyük imparatorluk, Avarlar, Franklar ve Bizanslılar arasında ayakta kalmasının hikâyesidir bu.

Mürdüm (Roman)

– Az kalsın unutacaktım. Bir isteğim daha var, yapar mısınız?
– Ne demek dedecim!
– Yeni yurdunuzun adını ‘Ergenekon’ koyun. O da benim hatıram olsun.
– Her şey senin hatıran dede…
– Şunu da al evladım. Canın çektikçe yersin.
– Ne var o torbada?
– Mürdüm eriği. Gittiğiniz yerde yok…
Genel Türk Tarihi araştırmalarının yetkin ismi Prof. Dr. Osman Karatay, akademisyen kimliğinden sıyrılarak, okuyucuları Ergenekon’dan da öncesine götürüyor. Yıllardır Türk tarihinin temas edilmekten en fazla çekinilen, en çetrefilli meseleleri hakkında kalem oynatan ve yazdığı eserler sadece tarihçiler ve araştırmacılar tarafından değil, genel okuyucu kitlesince de beğenilerek takip edilen Osman Karatay, edebiyat sahasında da eşine pek rastlanmayan bir üslûp ve teknikle, sadece diyaloglardan oluşan Türk edebiyatının en sıra dışı romanlarından birine imza atıyor. “Türkleri Ergenekon’a çekilmeye zorlayan şey neydi? Ergenekon’a geçilmeden önce neler yaşandı? Niçin Ergenekon?” gibi sorulara, hayal dünyamızın derinliklerine işleyecek bir kurguyla cevap veriyor Osman Karatay.

Kosova, Kanlı Ova

Balkanlar, Osmanlı sonrasında taşları bir türlü yerine oturmayan barut fıçısı adeta. Bosna şimdilik bir ölüm sessizliğine bürünmüş görünüyor. Fakat Kosova önümüzdeki yıllarda da şiddet, kan, gözyaşı ve insan hakları ihlalleriyle gündemde kalacağa benziyor.

Bosna

Tarihe insanlığın yüzkarası olarak geçecek olan Bosna’da yaşanan kıyım, gözyaşı ve acının bizzat olayların içinden yansıtılan portresi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer İçerikler