Edirne Fatihi Enver Paşa

“Edirne’nin Enver Paşa ve İttihâdçılar tarafından kurtarılmasının yıldönümünde bir diğer İttihâdçı girişimi de anmamız gerekir. “Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi”. Yâni Batı Trakya Geçici Hükûmeti…

Bu hükûmet, Edirne’nin kurtarılması sürecinde Enver Bey’in emriyle Batı Trakya’ya sızan Süleymân Askerî Bey, Kuşçubaşı Eşref ve berâberlerindeki bir miktar asker ve çeteci (bir kısmı zeybek ve eşkıyâ, bir kısmı da gayrî nizâmî harb uzmanı savaşçı) Batı Trakya’ya sızar ve Gümülcine ile Kırcaali bölgelerinde hâkimiyet kurarlar. Böylece Bulgar çetecilerin Türk ve Pomak köylerinde yaptıkları zulüm engellenmiş olur. Bu arada Fransa, Rusya, Avusturya gibi güçler, Osmanlı’ya yönelik baskılarını arttırırlar ve Osmanlı Devleti, bu baskı karşısında geri adım atmak zorunda kalarak, Batı Trakya’nın boşaltılmasını ve geri çekilmelerini emreder.

Ancak bölgenin kontrolünü ele geçiren ekip, bunu redderek, Osmanlı Devleti ile hiçbir bağlarının kalmadığını dünyâya ilân ederler. Ayrıca bulundukları bölgede “Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi” adıyla bağımsız bir hükûmet kurarlar. Hattâ bu hükûmetin tanınması için Osmanlı ile Avrupa devletlerine başvururlar. Bağımsızlık ilânı, 31 Ağustos’tur ve Edirne’nin kurtarılmasının üzerinden sâdece 40 gün geçmiştir. Bu sürede yeniden hâkimiyet kurmak, otoriteyi sağlamak, devlet kurumlarını oluşturmak imkânsız gibi bir şeydir. Ama bu başarılmıştır. Yeni hükûmetin kendi bayrağı, ordusu, kendi polisi, kendi meclîsi, adliyesi vardır. Hattâ hükûmet, kendi parasını ve pulunu basmış, pasaport bile vermeye başlamıştır. Hükûmetin başkanı her ne kadar Hoca Sâlih Efendi olsa da (ilk Türk cumhûrbaşkanı diyebiliriz), gerçekte kontrol ve yönetim Süleymân Askerî ile Kuşçubaşı Eşref’tedir.

Geçici hükûmet, tam iki ay yaşamıştır. 29 Ekim 1913’te Osmanlı ile Bulgaristan arasında yapılan antlaşma ile Batı Trakya, Bulgaristan’a verilmiştir. Ancak geçici hükûmet, bu antlaşmayı tanımadığını ilân etmiştir. Bununla birlikte ertesi gün, 30 Ekim 1913’te, Bulgar orduları, Batı Trakya’yı işgâl etmiş ve geçici hükûmet târihe karışmıştır. Sonraki süreçte birkaç defâ yine hükûmet denemesi olmuş, ancak başarısız olunmuştur. Bir de İstiklâl Savaşı yıllarında Garbî Trakya Müdafaâ-i Hukûk Cemiyeti kurulmuş ve hem işgâl bölgelerindeki zulme karşı mücâdele edilmiş, hem de İstiklâl Savaşı’na destek verilmiştir.

Bu arada geçici hükûmet, yeni kavramları dilimize sokmuştur. Bunların başında da “Kuvvâ-i Milliye” gelir. Ayrıca teşkilât-ı millîye, müdafaâ-i hukûk terimler de yine bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Ben, geçici hükûmetin Teşkilât-ı Mahsûsa ile Enver Paşa’nın projesi ve deneyi olduğunu düşünüyorum. Birincisi, eğer başarılı olsaydı, Balkan Türklüğünün bir kısmı kurtarılmış olacaktı. İkincisi başarılı olmasa bile Osmanlı Devleti’nin dağılması ve Anadolu’nun işgâl edilme ihtimâline karşı işgâl altındaki bir toprak üzerinde alan hâkimiyeti oluşturup, yeni bir bağımsız devlet kurma, düşmana karşı direnme ve mücâdele etmenin yolları araştırılmıştır. Ayrıca hükûmetin Osmanlı Devleti ile bağlarını koparmasını da Ankara hükûmetinin kuruluşuna benzetebiliriz. Yâni Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi için İstiklâl Savaşı’nın deneyidir dersek, yanılmış olmayız.

Bu vesîleyle Enver Paşamızı, Süleymân Askerî Bey’i, Kuşçubaşı Eşref’i ve bütün İttihâdçıları bir kere daha anmış olalım…”

Kutlu Altay Kocaova

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.